MUDURNU YUKARI HAMAM | Mudurnu'nun Haber Sitesi


Mudurnu Haber


  • ANKET
    • Mudurnu Belediyesi Çalışmalarını beğeniyormusunuz?

      • Hayır (49%, 35 Oy)
      • Evet (24%, 17 Oy)
      • Daha Fazla hizmet istiyoruz (24%, 17 Oy)
      • Bir fikrim yok (4%, 3 Oy)

      Toplam Oylar: 72

      Yükleniyor ... Yükleniyor ...
  • 

    Mudurnu'nun Haber Sitesi
    • Azerbaycan ile Türkiye arasında kimlik ile seyahat dönemi
      Azerbaycan ile Türkiye arasında kimlik ile seyahat
    • Kaymakam Çevik, Sokak Canlarına Mama verdi.
      Kaymakam Çevik, Sokak Canlarına Mama verdi.
    • Mudurnu Pazarının günü değişti
      Mudurnu Pazarının günü değişti
    • Ormanlar İHA ile takip edilecek
      Ormanlar İHA ile takip edilecek
    • Sıklıkla karşılaştığımız buzağı hastalıkları
      Sıklıkla karşılaştığımız buzağı hastalıkları
    • Corona virüsü hortladı
      Corona virüsü hortladı
    • Bolulu Çiftçilerimize Dane Mısır Tohumu Dağıtımı Yapıldı
      Bolulu Çiftçilerimize Dane Mısır Tohumu Dağıtımı Y
    • Kaymakam Fatih Çevik ,Çocuklara Kitap Hediye etti
      Kaymakam Fatih Çevik ,Çocuklara Kitap Hediye etti
    • Ankaralı Çiftçiye manda üretim desteği
      Ankaralı Çiftçiye manda üretim desteği
    • Yerli Elektrikli Traktörün Fiyatı Belli Oldu!
      Yerli Elektrikli Traktörün Fiyatı Belli Oldu!
    MUDURNU YUKARI HAMAM
    MUDURNU YUKARI HAMAM
    Bu Haber 6.247 kez okundu.
    8 Mayıs 2013 00:39
    Font1 Font2 Font3 Font4
    

    MUDURNU YUKARI HAMAM

    Çocukluğumuzda yıkılan Cumhuriyet İlkokulu bahçesinde top oynarken, topa hızlı
    vurup Aşağı Hamam önüne kaçırdığımızda “Haydi yukarı hamam hastane” şeklinde
    bağırırdık. O zamanlar faaldi Yukarı Hamam. 1950 li yılların başında Sirkelerin Mustafa amca
    çalıştırırdı hamamı. Aşağı Hamamın (Yıldırım Beyazıt Hamamı) kadınlar kısmını teyzem,
    erkekler kısmını da eşi Mustafa Kırkık çalıştırırdı. O yıllar evde, ibrikle yüklüklerde yıkanılırdı
    ve hamama gitmek başlı başına bir olaydı.

    Mudurnu’da küçük yaşlardaki erkek çocukları da kadın hamamlarına alınırdı.
    Annelerimizle ya da ninelerimizle giderdik. Göbek taşında keş li cevizli ev makarnası ile turşu
    yenirdi. Erik Pestil’ i olmazsa, olmazıydı sofranın.

    Rahmetli anneannemin beni bacaklarının arasına sıkıştırıp, sabun kaçan gözlerimin yanmasıyla bastığım nara ya aldırmadan yıkadığı günler ne güzelmiş meğer. Sonraki yıllarda bir gün bir kadının “Kocaman adam olmuş bu, bari babasını da getirseydiniz.”sözleri üzerine büyüdüğümü anlamıştım. Artık terfi etmiş, babamla birlikte erkekler hamamına gitmeye başlamıştım. Allah biliyor ya bu daha zevkli ve daha tantanalıydı. Artık bir tellak tarafından yıkanıyordum. Özel odada soyunup, peştamallarımızı kuşanarak hamama giriyor, göbek taşı üzerinde terleyip, tellak tarafından keseleniyor, daha sonrada kocaman bir tas içinde köpürmüş sabunlu liflerle yıkanıyordum. Şimdi ne annem ne babam nede eski hamamcılar, hiçbiri hayatta değil. Nur içinde yatsınlar.

    Geçenlerde İlhami Çetin kardeşimin “Mudurnu Haber “internet sitesine girdiğimde
    27.11.2011 tarihli “Mudurnu ilçesindeki Frikyalılar dönemine ait 1800 yıllık tarihi yukarı
    Hamam göz göre göre yok ediliyor” başlıklı haberi okumuştum. O zaman bu hamam ve tarihi
    ile ilgili bende ki mevcut bilgileri sizinle paylaşmak istedim.

    İlçemiz Havlu Mahallesindeki bu hamam, halkımız arasında“Yukarı Hamam” adıyla
    bilinir. Yapılış tarihi hakkında kesin bir bilgi yoktur. İlhami Çetin kardeşimin, hamamın
    Frikyalılar dönemine ait oluşu ile ilgili bilgiyi nerden aldığını ve doğruluk derecesini
    bilmiyorum. Ancak ben 23 Nisan 1953 tarihli Bolu gazetesindeki Hayrettin Arıkana ait bir
    yazıdan hamamın Selçuklu dönemine ait olduğu şeklinde kaynak gösterilmeyen bir yazısını
    okumuştum. Daha sonra hamamın vakıflar idaresinden sonraki ilk sahibi merhum Mustafa
    Eryılmaz’ın kızı Melahat Demirel hanımefendi ile konuşup bilgi almıştım. Öğrendiklerim
    yapılış dönemi dışında, gazete haberini doğrular nitelikteydi.

    Kastamonu salnameleri incelendiğinde Mudurnu’da 1869 ile 1889 yılları arasındaki
    hamam sayısı iki olarak görülüyor ve 1893 tarihinden sonraki salnamelerde sayı üçe çıkıyor.
    Kanaatime göre sayımda Yıldırım Beyazıt hamamının erkek ve kadın bölümleri iki ayrı hamam
    gibi gösterilmiştir. Bundan da Yukarı Hamamın 1893 tarihinden sonra faaliyete geçtiği
    anlaşılıyor.

    Yukarı Hamamın yapılış tarihini gösteren bir kitabesi yoktur. Hamam girişindeki
    mevcut kitabe tamir kitabesi olup hamamın 1897 tarihinde Çüce oğlu Ali isimli birisi
    tarafından tamir edildiğini göstermektedir. Bu kitabe yazısının bir bölümü okunamamış olup,

    okunan bölümü şu şekildedir;

    “Gel imdi sen ……….li Veli.”

    “Tamir eyledi cüce oğlu Ali”1

    Sene :1315 (1897)

    Rivayete göre, eski devirlerde Mudurnu büyük bir sel felaketine uğramış ve dere
    kenarında bulunan bazı yerleşim alanları toprak altında kalmıştır. Yukarı hamamda bunlardan
    birisidir. Yıllarca toprak altında kalan Hamam 1890 lı yıllarda Bugünkü Haytalar konağı
    bahçesinde oyun oynayan üç genç kız tarafından kubbesi bulunarak tespit edilmiştir.
    Bilahare de etraf kazılarak hamamın tamamı gün yüzüne çıkarılmıştır. Hamamın kızlar
    tarafından bulunmuş olması sebebiyle hamam çalıştığı sürece genç kızlardan ücret
    alınmamıştır. Bu adet 1949 lu yıllara kadar da devam ettirilmiştir.

    Tamir kitabesinden anlaşıldığına göre, gerçek olan şu ki, Hamam 1897 tarihinden çok
    önce yapılmış olup, yukarıdaki rivayet doğruysa, bu tarihlerde toprak altından çıkarılıp tamir
    edilmiş olmalıdır.

    Hamam soyunmalık, soğukluk ve sıcaklık bölümleri ile oldukça küçüktür. Soyunmalık
    kare planlı, ahşap tavanlıdır. Ortasında fıskiyeli on köşeli bir havuz vardır. Soyunmalığın
    güneyindeki dar bir kapıdan uzun bir koridora geçilmekte olup, batısında tuvaletler bulunur.
    Güneyindeki bir başka kapıdan da beşik tonozlu dikdörtgen biçimli soğukluğa geçilmektedir.
    Sıcaklık hamamın doğusunda bulunmaktadır. Kare planlı olan sıcaklığın üzeri, pandantifli bir
    kubbe ile örtülüdür. Sıcaklığın yanında yine kubbeli iki halvet hücresi bulunmaktadır.

    Uzun yıllar Vakıflar İdaresi tarafından işletilen Hamam 1949 yılında özelleştirilerek
    Mustafa Eryılmaz’a2 (Sirkeler Ailesi) 4000 TL karşılığında satılmıştır. Aynı yıl yeni sahibi
    tarafından Bolu’dan getirilen İhsan Taşdelen3 isimli bir ustaya esaslı bir şekilde tamir
    ettirilerek faaliyete geçmiştir. Bu tamiratla ilgili kitabesi hamam içinde olup şöyledir.

    Cüce oğlu Mehmet Ali 1315 (1899) yılında Bolu İdadisi resim öğretmeni olup Bolu Karaçayır Mahallesindendir.
    Babasının taş ustası olması sebebiyle aile lakapları Mimarzade dir. Cüce oğlu Mehmet Ali iyi bir ressam ve hattattı. Bolu Yıldırım Beyazıt camii ile İmaret camiinin hadisi şerifleri onun eseridir. Ayrıca İstanbul Fatih Camisinin müezzin mahfelinde bulunan eşsiz tablo da ona aittir. İstanbul’da “Efkaf İslamiyye Müzesi” Müdürlüğü yapmıştır. Sevr anlaşmasına onay veren son Osmanlı şeyhülislamı Mustafa Sabri Efendi’nin damadıdır. Kayınpederinin Milli Mücadeleye ve Atatürk’e karşı çıkması sebebiyle onunla birlikte yurt dışına kaçmış, Mısır’da geçirdiği bir tramvay kazasında ölmüştür .

    (Z.Konropa, Bolu Tarihi,S:583) Mudurnu Yukarı Hamamın kitabesindeki Cüce oğlu Ali’nin bu aile fertlerinden biri olması ihtimal dahilindedir.
    2 Merhum Mustafa Eryılmaz Mudurnu Sirkeler ailesindendir. İsmet hanım ile evliliğinden Sebahat, Melahat ve Mehmet isimlerinde üç çocuğu olmuştur.
    3 İhsan Taşdelen’e ait kitabenin yazılması ile ilgili olarak Melahat Demirel Hanımefendiden alınan küçük bir Anekdot: İhsan Taşdelen kendisine ait tamir kitabesini yeni harflerle yazması sırasında, tesadüfen bulunan merhum öğretmen Mehmet Vardallı’nın, başlangıçta “hergelen”olarak yazılan kelimenin “Hergele olarak okunabileceğini söyleyerek “her giren” şeklinde düzeltilmesini sağlamıştır.

    1

    “Şifa bulsun bu hamama her giren”

    “Tamir etti Bolulu İhsan Taşdelen.”

    1949

    Hamam 1957 yılında el değiştirerek Cemal Akman (Çatacıklılar)’a satılmıştır.
    Yeni sahipleri tarafından kısa bir süre daha çalıştırılan hamam 1960 lı yılların ortalarında
    kapanmış, yüklüklerin banyoya dönüştürülmesi ile de unutulmuştur.

    Şimdi giriş bölümü üstü otel şekline dönüştürülerek sahibi tarafından korunmaya
    çalışılan hamam, idare veya belediyenin elinde olsaydı, askerlik şubesi veya Cumhuriyet
    İlkokulu gibi çoktan tarihe karışmış olurdu şeklinde düşünmekten de kendimi alamıyorum.

    Hamam sahibi Yıldırım Akman’ın, kendisiyle röportaj yapan İlhami Çetin’e
    söylediği ; “Tarih isteyenlere işte tarih. Gelip görsünler. Buranın çürüyüp yok olmasına göz
    yummasınlar.” sözleri çok şey ifade ediyor aslında.

    Anlayanlara…!

    Güray ÖNAL

    www.mudurnuhaber.com

     

    MUDURNU YUKARI HAMAM Yazısına 5 Yorum Yapıldı

    YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ


    Yukarı Geri Ana Sayfa
    sanalbasin.com üyesidir İnternet Yayıncıları derneği üyesidir İnternet Yayıncıları derneği üyesidir İnternet Yayıncıları derneği üyesidir