DOSTUMUZ FARELER | Mudurnu'nun Haber Sitesi


Mudurnu Haber


  • ANKET
    • Mudurnu Belediyesi Çalışmalarını beğeniyormusunuz?

      • Hayır (49%, 35 Oy)
      • Evet (24%, 17 Oy)
      • Daha Fazla hizmet istiyoruz (24%, 17 Oy)
      • Bir fikrim yok (4%, 3 Oy)

      Toplam Oylar: 72

      Yükleniyor ... Yükleniyor ...
  • 

    Mudurnu'nun Haber Sitesi
    • Doğru söze ne hacet ?
      Doğru söze ne hacet ?
    • Bayram İkramiyesinde zam ümidi kesildi
      Bayram İkramiyesinde zam ümidi kesildi
    • TGRT Ana Haber Elektrik Fiyatları ve Torpil İddiaları İle İlgili Süreci Başlattı!
      TGRT Ana Haber Elektrik Fiyatları ve Torpil İddial
    • HALK  EĞİTİM MERKEZİ Yeni Kurslara hazırlanıyor
      HALK EĞİTİM MERKEZİ Yeni Kurslara hazırlanıyor
    • Fahiş Fiyat Timleri kurulacak
      Fahiş Fiyat Timleri kurulacak
    • 2021 Yılı MAZOT-GÜBRE Listeleri Askıya çıktı
      2021 Yılı MAZOT-GÜBRE Listeleri Askıya çıktı
    • Karacabey Merinosu Yetiştiriciliği
      Karacabey Merinosu Yetiştiriciliği
    • E-İMZALAR KİMLİK KARTINA AKTARILIYOR
      E-İMZALAR KİMLİK KARTINA AKTARILIYOR
    • Azerbaycan ile Türkiye arasında kimlik ile seyahat dönemi
      Azerbaycan ile Türkiye arasında kimlik ile seyahat
    • Kaymakam Çevik, Sokak Canlarına Mama verdi.
      Kaymakam Çevik, Sokak Canlarına Mama verdi.
    DOSTUMUZ FARELER
    DOSTUMUZ FARELER
    Bu Haber 2.915 kez okundu.
    7 Temmuz 2012 15:57
    Font1 Font2 Font3 Font4
    

    DOSTUMUZ FARELER

    “Benim sadık yarim kara topraktır” diyen Aşık Veysel’in , bunu söylerken gideceğimiz yer karatopraktır amaçlı anlatmadığı belli. Allahın bize bahşettiği toprağımızı işlemek üretmek  gibi ağır bir görevin ve vebalin altındayız.

    Senelerdir üretim yaptığım tarlamı busene fırsat bulup işleyemedim, boş bıraktım. Bakalım bunun günahını nasıl ödeyeceğim. Bize emanet edilen topraklarımızı mutlaka işlemeliyiz, yapamıyorsak ta birisine işletmeliyiz. Ürün çıksın. Birilerinin boğazından geçsin. 

    Ürettiğimiz tahılın, sebzenin, meyvenin, ağaçların nasıl bir hayatta kalma, üretme  savaşı verdiklerini hiç düşünüyor muyuz. Yol kenarındaki küçücük bir çam fidesi var. o ana kadar nasıl bir mücadele ile toprağa sarılmış, suyunu bulmuş, ezilmekten kurtulmuş, serpilmiş. Gelin  gözlerimizi kapatıp tohumun oraya düşmesinden fide oluncaya kadar neler yaşadığını hayal edelim. Tüylerinizin ürperdiğini göreceksiniz.

    Konumuz farelere . Bitkilerin gelişmesi için gerekli olan su, ışık, ısı, topraktaki azot,fosfor,potasyum ve mineraller e ihtiyaç olduğunu her çiftçi bilir. Toprağa attığımız tohum bu şartları görünce kıpırdanır, kabuğundan çıkar, sağa sola kollarını uzatır ve gıdasını almaya uğraşır. Artık onun için yaşam başlamıştır.

    Topraktaki gözle göremediğimiz milyarlarca mikroorganizma dediğimiz hareket halindeki canlılar için de yaşam mücadelesi devam etmektedir. Kökler ve mikroorganizmalar.

    Mikroorganizmaların görevi , köke uzaktaki gıdaları alıp taşımak , ona satmak karşılığında enzimini alıp gitmek. Müthiş bir ticari alışveriş. Bitki için ışık,su,ısı ve diğerleri nekadar önemli ise, bu mikroorganizmalar da o kadar önemli. Onlar olmadan kökler nasıl gıdasını toplayacak. Yalnızca köke bitişik gıdalar ile yetinecek.

    Topraktaki mikrorganizmalar nekadar çok ve semiz olursa, bitki okadar çok serpilip büyür, bol ürün verir. Bunun için toprağa ,müthiş bir mikroorganizma deposu olan yanık hayvan gübresini atıyoruz.

    Toprakta zaten var olan ve gübre ile çoğalttığımız bu mikroorganizmalar, bütün canlı yaşamın başlangıç noktasıdır. Onlar olmadan hayat olmaz, bizler de olmayız.

    Yüce Allah tarafından bu derece hayati görev verilen mikroorganizmalar ın bizden istediği tek bir şey var.:  Kendilerini rahat bırakmamız.

    Onlar diyorlarki ;  gölge etmeyin, bizi öldürmeyin , biz size lazımız , biz sizin için çalışıyoruz.

    Mikroorganizmalar toprağın alt ve üst katmanlarına yerleşmişler ısı, nemlilik, beslendikleri diğer mikroorganizmalar, kökler vs ile yaşamlarını sürdürmekteler.

    En önemlisi de farelerimizin, köstebeklerimizin, böceklerimizin, yılanlarımızın açtığı tünellerden gelen hava ile oksijenlerini almaktalar. Oh ne rahat bir yaşam .

    Onlar, yaşamları için uygun olan derinlikteler. İnsanlarda  kendilerine  uygun olan yerdeler. Bir fil nasıl ki kutupta yaşayamaz ise, kutup ayısını da ekvatorda yaşatamazsınız.

    Derken, tarlaya pulluğu sokuyoruz ve toprağın altını üste, üstünü alta çevirmiyor muyuz. Bunu yaparken torağın alt katmanları havalansın, toprak kabarsın diye bilmeden mikroorganizmaların hava alması amacımız var, ama onları da yuvalarından ediyoruz. Bir deprem .evler yuvalar yıkılmış, ölenler var. Yaşamın tekrar normale dönmesi, herkesin kendi vatanına yerleşmesi için zaman gerekiyor. Her şey normale döndüğünde, yani toprak tav a geldiğinde, çalışmalar tekrar başlıyor. Fareler, köstebekler tünellerini açıyor, aşağıyı havalandırıyor. Bedavamı?  Hayır, her şey karşılıklı, onlarda bitki kökleriyle beslenip, nasiplerinde ne varsa onu alıyor.

    Bu müthiş düzeni bilinçsizce yok eden, bizler kadar zararlı var mı ? diye ,kendimizi sorgulayalım.

    Ne yapmamız lazım ?

    1-     Pulluk aletini dünya terk etti. Artık patlatma-çizel diye adlandırdığımız ve toprağı alt-üst yapmadan, mikroorganizmalar için, aşağı katların havalanmasını sağlayan aletleri kullanacağız.

    2-     Mikroorganizmaların bitki köklerini beslemekte yetişemediği durumlarda verilmesi gereken sun’i gübreyi bilinçli ve yeterince kullanacağız. Sun’i gübrenin mikroorganizmalara zarar verdiğini ve toprağımızı giderek çoraklaştırdığını kesinlikle unutmayacağız. Sun’i gübre hiç kullanılmasa daha iyi ama, bu insan nüfusunu beslemek için , yüksek verim alıp bazı değerlerimizi feda etme gibi bir mecburiyetimizin olduğunu da kabul etmemiz gerekiyor. Ama ölçüsüz ve bilinçsiz değil.

    3-     Tarlamızdaki böceklerin, kuşların, farelerin hepsinin bu yaşamda görevli olduğu bilinci ile onları yok etmeyeceğiz. Kimyasal zehirleri  asla kullanmayacağız. Örnek :Yaprak altındaki pireleri zehirlediğimizde diğer faydalı böcekleri de öldürüyoruz. Pirecikleri iştah ile yiyen ağustos böcekleri bu zehirlere son derece hassas.

    4-     Doğada (Doğal yaşamda) her şeyin bir sebebi, her şeyin bir çaresi var.

    Sayın okurlardan ricam, yazımı 2 defa daha okuyup çevrelerine aktarmalarıdır.

    Nevzat Anlıtan

    İnş.Y.Müh.

     www.mudurnuhaber.com

    DOSTUMUZ FARELER Yazısına 2 Yorum Yapıldı

    YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ


    Yukarı Geri Ana Sayfa
    sanalbasin.com üyesidir İnternet Yayıncıları derneği üyesidir İnternet Yayıncıları derneği üyesidir İnternet Yayıncıları derneği üyesidir