ŞEHRE HAYVAN GİBİ BAK!

ŞEHRE HAYVAN GİBİ BAK!

Hayvan Partisi tarafından düzenlenen ‘Şehre Hayvan Gibi Bak!’ temalı fotoğraf yarışması, herkesi yaşadığı şehre; kedi, köpek , fare ve güvercin gözünden bakmaya davet ediyor. İnstagram üzerinden gerçekleşen yarışmanın son katılım tarihi 20 Mayıs.

Yaşadığımız şehirlere hep aynı açıdan baktık, aynı açıdan fotoğrafladık ve aynı açıdan kameraya aldık. Yani insan boyundan, insanın göz hizasından. Şimdi yaşadığımız yere bu defa öteki hemşehrilerimiz kediler, köpekler, fareler ve güvercinlerin gözüyle bakma zamanı. 

‘Bu Anayasaya Kuyruk Lazım’ sloganı ile farklı bir çıkış yapan Hayvan Partisi, ‘Şehre Hayvan Gibi Bak’ sloganıyla farklı bir fotoğraf yarışması düzenliyor. 

Bu yarışmaya katılmak çok kolay ama önce şehre hangi hayvanın gözünden bakacağınıza karar vermeniz gerekiyor. Eğer fareyi seçerseniz biraz yerlerde sürünmeniz gerekebilir. Güvercini tercih ederseniz şehri kuşbakışı kadrajlarla fotoğraflamalısınız. Evimizin yanı sıra sokakta da en çok sık karşılaştığımız hemşehrilerimizden kedi ve köpeğin gözünden bakmayı da unutmayın. Sonra çektiğiniz fotoğrafları instagram’a yüklemeniz yeterli. 

HERKES JÜRİ OLACAK!

İlk elemede jüri, tüm instagram kullanıcıları olacak. Bu aşamayı geçen fotoğraflar Atlas Dergisi’nin usta fotoğrafçıları ve Hayvan Partisi üyelerinden oluşan jüri tarafından değerlendirilecek ve dört hayvan kategorisinde ilk üç eser belirlenecek. 

Fotoğrafa, şehre ve hayvanlara ilgi duyan tüm instagram kullanıcılarına açık olan yarışma 20 Şubat’ta başladı ve 20 Mayıs 2013’de sona erecek. Yarışma sonunda her kategoriden birinciye 500, ikinciye 250, üçüncüye 100 liralık para ödülü verilecek. 

 

Yarışma Takvimi:

Son Katılım Tarihi: 20 Mayıs 2013

Sonuç Bildirim Tarihi: 30 Mayıs 2013

Sergi ve Ödül Töreni: 11 Haziran 2013

Başvuru: instagram; @hayvanpartisi  #kedigozundensehir, #kopekgozundensehir, #guvercingozundensehir, #faregozundensehir

 

Kedi Kategorisi ödülleri:   

1. Altın Kedi Madalyası + 500 TL                                                       

2. Gümüş Kedi Madalyası + 250 TL                                                  

3. Bronz Kedi Madalyası + 100 TL

 

Fare kategorisi ödülleri:

1.Altın Fare Madalyası+ 500 TL

2.Gümüş Fare Madalyası+ 250 TL   

3.Bronz Fare Madalyası+ 100 TL     

 

Köpek kategorisi ödülleri:     

1. Altın Köpek Madalyası + 500 TL                                                   

2. Gümüş Köpek Madalyası+250 TL 

3. Bronz Köpek Madalyası + 100 TL  

                                               

Güvercin Kategorisi ödülleri:   

1.Altın Güvercin Madalyası+ 500TL   

2.Gümüş Güvercin Madalyası +250TL

3.Bronz Güvercin Madalyası+ 100 TL 

https://www.facebook.com/hayvanpartisi

https://twitter.com/HayvanPartisi

https://www.youtube.com/hayvanpartisi

İLETİŞİM: Rumeysa Boz

                  0 533 433 48 55

                  bozrumeysa@gmail.com

www.mudurnuhaber.com

 

DOSTUMUZ FARELER

DOSTUMUZ FARELER

“Benim sadık yarim kara topraktır” diyen Aşık Veysel’in , bunu söylerken gideceğimiz yer karatopraktır amaçlı anlatmadığı belli. Allahın bize bahşettiği toprağımızı işlemek üretmek  gibi ağır bir görevin ve vebalin altındayız.

Senelerdir üretim yaptığım tarlamı busene fırsat bulup işleyemedim, boş bıraktım. Bakalım bunun günahını nasıl ödeyeceğim. Bize emanet edilen topraklarımızı mutlaka işlemeliyiz, yapamıyorsak ta birisine işletmeliyiz. Ürün çıksın. Birilerinin boğazından geçsin. 

Ürettiğimiz tahılın, sebzenin, meyvenin, ağaçların nasıl bir hayatta kalma, üretme  savaşı verdiklerini hiç düşünüyor muyuz. Yol kenarındaki küçücük bir çam fidesi var. o ana kadar nasıl bir mücadele ile toprağa sarılmış, suyunu bulmuş, ezilmekten kurtulmuş, serpilmiş. Gelin  gözlerimizi kapatıp tohumun oraya düşmesinden fide oluncaya kadar neler yaşadığını hayal edelim. Tüylerinizin ürperdiğini göreceksiniz.

Konumuz farelere . Bitkilerin gelişmesi için gerekli olan su, ışık, ısı, topraktaki azot,fosfor,potasyum ve mineraller e ihtiyaç olduğunu her çiftçi bilir. Toprağa attığımız tohum bu şartları görünce kıpırdanır, kabuğundan çıkar, sağa sola kollarını uzatır ve gıdasını almaya uğraşır. Artık onun için yaşam başlamıştır.

Topraktaki gözle göremediğimiz milyarlarca mikroorganizma dediğimiz hareket halindeki canlılar için de yaşam mücadelesi devam etmektedir. Kökler ve mikroorganizmalar.

Mikroorganizmaların görevi , köke uzaktaki gıdaları alıp taşımak , ona satmak karşılığında enzimini alıp gitmek. Müthiş bir ticari alışveriş. Bitki için ışık,su,ısı ve diğerleri nekadar önemli ise, bu mikroorganizmalar da o kadar önemli. Onlar olmadan kökler nasıl gıdasını toplayacak. Yalnızca köke bitişik gıdalar ile yetinecek.

Topraktaki mikrorganizmalar nekadar çok ve semiz olursa, bitki okadar çok serpilip büyür, bol ürün verir. Bunun için toprağa ,müthiş bir mikroorganizma deposu olan yanık hayvan gübresini atıyoruz.

Toprakta zaten var olan ve gübre ile çoğalttığımız bu mikroorganizmalar, bütün canlı yaşamın başlangıç noktasıdır. Onlar olmadan hayat olmaz, bizler de olmayız.

Yüce Allah tarafından bu derece hayati görev verilen mikroorganizmalar ın bizden istediği tek bir şey var.:  Kendilerini rahat bırakmamız.

Onlar diyorlarki ;  gölge etmeyin, bizi öldürmeyin , biz size lazımız , biz sizin için çalışıyoruz.

Mikroorganizmalar toprağın alt ve üst katmanlarına yerleşmişler ısı, nemlilik, beslendikleri diğer mikroorganizmalar, kökler vs ile yaşamlarını sürdürmekteler.

En önemlisi de farelerimizin, köstebeklerimizin, böceklerimizin, yılanlarımızın açtığı tünellerden gelen hava ile oksijenlerini almaktalar. Oh ne rahat bir yaşam .

Onlar, yaşamları için uygun olan derinlikteler. İnsanlarda  kendilerine  uygun olan yerdeler. Bir fil nasıl ki kutupta yaşayamaz ise, kutup ayısını da ekvatorda yaşatamazsınız.

Derken, tarlaya pulluğu sokuyoruz ve toprağın altını üste, üstünü alta çevirmiyor muyuz. Bunu yaparken torağın alt katmanları havalansın, toprak kabarsın diye bilmeden mikroorganizmaların hava alması amacımız var, ama onları da yuvalarından ediyoruz. Bir deprem .evler yuvalar yıkılmış, ölenler var. Yaşamın tekrar normale dönmesi, herkesin kendi vatanına yerleşmesi için zaman gerekiyor. Her şey normale döndüğünde, yani toprak tav a geldiğinde, çalışmalar tekrar başlıyor. Fareler, köstebekler tünellerini açıyor, aşağıyı havalandırıyor. Bedavamı?  Hayır, her şey karşılıklı, onlarda bitki kökleriyle beslenip, nasiplerinde ne varsa onu alıyor.

Bu müthiş düzeni bilinçsizce yok eden, bizler kadar zararlı var mı ? diye ,kendimizi sorgulayalım.

Ne yapmamız lazım ?

1-     Pulluk aletini dünya terk etti. Artık patlatma-çizel diye adlandırdığımız ve toprağı alt-üst yapmadan, mikroorganizmalar için, aşağı katların havalanmasını sağlayan aletleri kullanacağız.

2-     Mikroorganizmaların bitki köklerini beslemekte yetişemediği durumlarda verilmesi gereken sun’i gübreyi bilinçli ve yeterince kullanacağız. Sun’i gübrenin mikroorganizmalara zarar verdiğini ve toprağımızı giderek çoraklaştırdığını kesinlikle unutmayacağız. Sun’i gübre hiç kullanılmasa daha iyi ama, bu insan nüfusunu beslemek için , yüksek verim alıp bazı değerlerimizi feda etme gibi bir mecburiyetimizin olduğunu da kabul etmemiz gerekiyor. Ama ölçüsüz ve bilinçsiz değil.

3-     Tarlamızdaki böceklerin, kuşların, farelerin hepsinin bu yaşamda görevli olduğu bilinci ile onları yok etmeyeceğiz. Kimyasal zehirleri  asla kullanmayacağız. Örnek :Yaprak altındaki pireleri zehirlediğimizde diğer faydalı böcekleri de öldürüyoruz. Pirecikleri iştah ile yiyen ağustos böcekleri bu zehirlere son derece hassas.

4-     Doğada (Doğal yaşamda) her şeyin bir sebebi, her şeyin bir çaresi var.

Sayın okurlardan ricam, yazımı 2 defa daha okuyup çevrelerine aktarmalarıdır.

Nevzat Anlıtan

İnş.Y.Müh.

 www.mudurnuhaber.com